33 yaşındaki öğretmen N.S. eşi ve 3 çocuğunu öldürdükten sonra evlerinin 4.katından atladı ve ağır yaralı olarak kurtarıldı.
Bu olay geçtiğimiz hafta Diyarbakır’da yaşandı. Günümüzde hergün yaşanan defalarca olaydan yalnız biri. İzlerken tüylerimizi ürperten aile içi katliamlardan sadece bir tanesi. Son yıllarda böyle haberleri duymaya o kadar alıştık ki, psikolog Kemal Sayar’ ın dediği gibi acıya duyarsızlaşıyoruz belli ki. Ölümü gerçekleştirmeye alıştık, göz kırpmadan can almaya alıştık ve vahşetleri izlemeye.
Bu cümleyi ögelerine ayırmak istesek her ögede ayrı bir akılalmazlık, üzüntü belki biraz şaşkınlık duyarız. Bir babaya ne olabilir de gecenin bir yarısı alır bıçağı eline? Nasıl kıyar çocuklarına ve eşine. Akıl almıyor, düşününce. Bu adamı o noktaya getiren sebepler her ne idiyse, yetmiyor kendini affettirmeye.
Eline bıçağı alıp eşinin yanına geldiğinde gelmedi mi hiç aklına birlikte yaşadıkları? Tanışma anları, düğünleri, heyecanları, çocukları, hastalıkta- sağlıkta diye verdikleri sözleri…
Ya çocukları…Tam o anda ‘baba yapma!’ demediler mi? Direnemediler mi hiç? Hz.İbrahim bıçağı alınca eline, o safiane niyetle; koç inmişti ya yeryüzüne. O çocuklarda bekledi mi bir koç son nefeste? Ve sonrası..çocuklar cennetin kapısında anne babalarını beklermiş ya, o çocuklar katillerinin yolunu gözleyebilecek mi? Hergün işten gelmesini beklemişlerdi. Kalemlerini, elbiselerini, bisikletlerini… eksik olan herşeylerini ondan istemişlerdi. Ancak eminim ki o çocuklar ölümlerinin babalarının elinden olmasını hiç istemezlerdi. Kim ister ki?
Ve o öğretmenin öğrencileri…Onlar öğretmenlerinden, ölümü böyle öğrenmek istemezdi. Öğretmenler başka şeyler öğretirdi.Aliler ata bakar.Elalar lale alır. Ama öğretmenler hiç adam öldürmezdi. Hele de eşini ve çocuklarını.
Bizlere öğrettiği bir şey daha var belli ki. Hani klişe sözü doğrular gibi. Bu devirde babana bile güvenmemeli!
E nasıl geçer öyle bir ömür? Babalarımız evlerimizin direği değil mi? Maişetimizi üstlenen, bizi her türlü kötülükten, bela ve musibetten koruyan. Aç ve açıkta olmayalım diye gece gündüz çalışan. N.S.’ de yapmıştı tüm bunları eminim. Şimdi düşünüyor insan, neler yaşadı da o oldu şeytana uyan. Neler yaşadı, neler düşündü, neler düşünemedi? Nasıl bir buhrana girdi? Hem mümin buhrana girer mi ki.
Tüm bu soruların cevabını ona sormalı. Eğer iyileşirse artık herkes ondan korkmalı. Çocuğunu, karısını öldüren gayrı herkese kıymaz mı? Kıyıyor da… Hergün onlarca insan adam öldürüyor. Çocuklar annelerini şişliyor, babalar çocuklarını kesiyor…Müge Anlılar bunlardan haber yapıyor.Ve çok üzücü ama bizler bu vahşetlere alışıyoruz. Belki de yazarın dediği gibi; Lamba cininin “Dile benden ne dilersen” cümlesine, “Canının sağlığı” cevabını verebilecek mahcup adamların hatırı için dönüyor dünya. Eee ne diyelim sonumuz hayrola…
Ravza SAYICI