Az bulutlu
  • EURO 4.57
  • DOLAR 3.88

Akpınar: Ne hak yiyeceğiz, ne de hakkımız olandan vazgeçeceğiz

Serhat Akpınar, Milletlerarası Diplomatlar Birliği Başkan Yardımcılığı görevinin ilk safhasında, 26 Ekim’de gerçekleşecek ‘Birlik Zirvesi’ öncesinde bazı talimatlar yaptı.
Güncel - 11 Ekim 2017 18:01 A A

Serhat Akpınar, Milletlerarası Diplomatlar Birliği Başkan Yardımcılığı görevinin ilk safhasında, 26 Ekim’de gerçekleşecek ‘Birlik Zirvesi’ öncesinde bazı talimatlar yaptı. Girne Amerikan Üniversitesi’nde bir araya gelecek birlik delegasyonunun bu sene oysa programlarının belli başlı teması “bir adım ileri” olurken, milletlerarası gündeme kayda değer katkılar sağlayacağı değerlendirilen zirvenin, ön vizyonu da yine Başkan Yardımcısı Serhat Akpınar kadar kaleme alınan sunumlar ile yapılıyor. Bu sunumların en muhabere tarafını da “Kıbrıs Sorunu” ilgili paragraflar oluşturuyor.

“Nihai olarak, Haklarımıza Sahip Çıkma” söylemini kriterize eden paragraflar şu başlıklardan oluştu;
“Tarih dersi vermek amacı gütmüyorum”

Akpınar, “Elbette böyle bir makalenin amacı, ülkede ve uluslararası camiada, bilhassa konunun uzmanlarına ya da tarihe merakı olan kişilere tarih dersi saptamak değil. Hiç kimseye ders vermek yok. Amacım yalnızca, “bilinen fakat zamanla unutturulmaya çalışılan gerçekler” üzerinden öbür bir perspektif oluşturmak ve bunun üzerinden meselelerin düşünülmesi önererek, konuyu sizler ile paylaşmaktır”
“Kıbrıs Adası, tarihin hiç bir döneminde Rum mülkiyeti ve yönetimi aşağı olmadı”
“Kıbrıs Adası gerçekte, 1571-1878 yılları arasında ‘Osmanlı Devleti Toprağı’ olarak, İngilizlerin 1878 yılında Ada’yı kiralamalarından sonradan ise, aslında ‘Birleşmiş Krallık Toprakları’ olarak, bu hükümdarlıklarda varlığını sürdürmüştür. 1960 yılında ise güya kendi istekleri ile Birleşmiş Krallık’tan bağımsız kalınmıştır. Üç asrı aşkın ‘Osmanlı Toprağı’, yarım yüzyıl civarında ise ‘İngiliz Toprağı’ olmuştur.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde tapu, başta Kıbrıs’ta verilmiş ve Kıbrıs Adası’nın toprakları, farklı alanlara yönlendirilmiş vakıflara vakfedilmiştir. Öbür inançlara sahip, ada halkının toprakları ise korunmuş ve sahiplik kullanımı azınlıklara da meşhur bir hak olmuştur.

sonuç olarak Kıbrıs Adası, tarihinin hiçbir döneminde Rumların yönetiminde veya Rumların mülkiyeti aşağıda olmamıştır”

“Misak-ı Milli sınırları içinde olmamız aleyhimize kullanıldı”

“1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardındaki Ada’daki Türkler, Misak-ı Milli sınırları içerisine, yani anavatanlarına göç etmeye başlamış, nüfus dengesi çabuk bozulmuştur. Kıbrıs Adası’nda yer alan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği ise İngilizler kadar kapatılırken, Türkler’in seyahatine de engeller getirilmiştir. Mağlup Yunan Ordusu’nun İzmir’den denize dökülmesi ardından da, Anadolu işgali esnasında devr alacağı sözü bahşedilen Kıbrıs Adası’nı da, İngilizler’den istemiştir. Fakat İngilizler laf ve anlaşmaları yok saymışlardır. Bunun yerine, 70 bin civarında Yunanlı göçmenin Ada’ya gelip yerleşmesine yol açılmıştır. Böylelikle Kıbrıs Adası’ndaki nüfus dengesi iyice değiştirilmiş, Rumların nüfusu Türklere göre artmıştır. Bu dönem büyük bir kısım vakıf ve devlet malının ‘bu göçmen nüfusa’ verildiği zaman dilimidir.
1950’lerde ise, İngilizlerden Ada’yı geri olmak için kurulan EOKA Terör Örgütü ve sonrasında, İngilizlerin EOKA’ya karşısında kolluk kuvveti olarak ta; Türkleri kullanması ve TMT’nin (Türk Mukavemet Teşkilatı) kurulması gibi gelişmeler yaşanmıştır.

Bu tarihlerde çoğu farklı gelişmeler daha yaşansa da, özet olarak geçtiğim bilgiler ve tarihler sonrasına eşit gelen 1960 yılında, doğrusu yalnızca 3 sene yaşamış ve Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur.1964-74 yılları arasındaki dönemde ise Türkler, kendi ülkelerinde hapis hayatına hükümlü edilmişlerdir”

“11 yıl zulme sırtını dönen dünya”
“Kıbrıs Adası’nın Yunanistan’a doğrudan bağlanması amacını güden faşist Yunan Cuntası’nın devreye girmesi ile Nikos Sampson liderliğinde başlatılan ‘15 Temmuz 1974 Darbesi’ girişimi, aynı haftanın sonunda gerçekleştirilen ve sadece Türkleri yok Rumları da kurtaran şanlı Barıştırma Harekatı ile önlenmiştir. 11 sene her tarafında yaşananların yakın tanığı olup, sessizliğini koruyan dünya, Yunan darbesine de gürültüsüz kalınca, Türkiye garantörlük hakkını kullanmıştır”

“Düşünün ve sorgulayın”

“Tarihinde hiçbir vakit, Rum Yönetimi’nde olmayan Kıbrıs Adası’nın toprak bütünlüğü, 1960 öncesi ve 1960-63 yılları arasında, nasıl olur da yüzde 70 oranında Rumların olmuştur? Halen nasıl olur da, bu alışılmadık yüzdelik iddiası ile Güzelyurt başta edinmek üzere, bitmez bir talep ile Girne hatta Karpaz’ı deha istemektedirler? Biz, nerede, ne kusur yapıyoruz?
Yargı olmayanı, haklarıymış gibi, uluslararası hukuk zemini oluşturarak(!) kurulan tüm tartışma masalarında isteyen Rumlar, masaya da istikamet vermeye çalışırlarken, daima sormalıyız: Biz, nerede hata yapıyoruz? Düşünün ve sorgulayın”

“Yargı, tek bir şekilde yerini bulur”

“Bütün bu tarihi gerçekler önünde, sanırım bundan böyle argümanlarımızı, bizden istenilen gibi yok, hakkımız olduğu şekli ile düzenlemeliyiz. Huysuz halde, masada olmamızın anlamı nedir?
Kıbrıs Adası’nın toprak bütünlüğü nasıl? Ve aniden el değiştirdi?
Bizler bundan böyle sormalıyız. Sorarak, 50 yıldır süren, bugüne kadar gelmiş ve konuşulmadık yanı kalmamış görüşmeler sürecine, yeni yönü bizler vermeliyiz. Ne hak yiyeceğiz, ne de hakkımız olandan vazgeçeceğiz. Adalet, ama böyle yerini bulabilecektir” diyerek sözlerini tamamladı.
 

Güncel - 18:01 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

EN ÇOK OKUNANLAR

  • 01
    ÇUMRA İLÇE JANDARMANIN TİTİZLİĞİ İLE KISA SÜREDE ZANLILAR YAKALANDI
    Konya’nın Çumra ilçesinde yanmış otomobilde erkek cesedi bulunmasıyla ilgili 2 kişi tutuklandı. Konya’nın Çumra ilçesinde yanmış otomobilde erkek cesedi bulunmasıyla ilgili 2 kişi tutuklandı. Alibeyhüyüğü Mahallesi’nde yanmış otomobilde ceset bulunmasıyla ilgili soruşturma başlatan jandarma ekipleri, aracın Nebahat Ulukavak’a ait olduğunu belirledi. Cesedin ise kadının, bir gündür kendisinden haber alınamayan oğlu Emre Ulukavak’a (27) ait olduğu […]
  • 02
    Sağlık Bakan Yardımcısı Öğütken:
    KONYA (AA) – Sağlık Bakan Yardımcısı Ahmet Baha Öğütken, organ bağışının yetersiz olması nedeniyle her yıl yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Ögütken, Konya Şeker Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Torku) çalışanlarının organ bağışına vermiş olduğu katkı dolayısıyla düzenlenen ödül töreninde, Türkiye’de organ nakli çalışmalarının verimliliğini arttırmak amacıyla 2000’li yılların başlarında bakanlığın koordinasyonu ve […]
  • 03
    Konya-Antalya yolunda ulaşıma kar engeli
    İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan en kısa yol konumundaki Konya-Antalya yolunda akşam saatlerinde başlayan kar yağışı sonrası ulaşım güçlükle sağlanabildi.
  • 04
    Spor Toto Süper Lig
    Spor Toto Süper Lig’in 22.
  • 05
    Otomobil çalıp parkta çekirdek yerken yakalanan şüpheliler tutuklandı
    Durum, 22 Mayıs Pazar günü saat 21.30 sıralarında merkez Karatay ilçesi Aziziye Mahallesi Mevlana Müzesi karşı meydana geldi.